İnsanların mesleklerinin, eğitim durumlarının, kişiliklerinin, parayla olan ilişkilerinin borsaya bakış açılarını etkilediğini düşünenlerdenim. Yatırımcı yelpazesinde her meslek grubundan insanlar bulunurken, pandemi ile başlayan süreçte ve daha sonrasında uygulanan politikaların etkisiyle borsa da tavan tavan giden halka arz furyasıyla birlikte özellikle bireysel yatırımcı sayısı ciddi miktarda arttı. Doktor, avukat, öğretmen, manav, çiftçi, kasap, emekli, ev hanımı, öğrenci diye devam eden, burayı yatırım aracı gören veya görmeyen aklınıza gelebilecek her türlü meslek grubunu içinde barındırıyor. Düşünmek, öğrenmek zor iş deyip bir grubun peşine takılanlar da var, amca oğlundan, teyze kızından duyduklarını sepetine koyan da var, eğitimle altyapısını kuran da var.
Mühendislik altyapısı olan bir yatırımcı olarak zaman, maliyet, verimlilik, kalite, sürdürülebilirlik pencerelerinden borsaya bakan, rakamlarla arasında kuvvetli ilişkisi olan teknik analizci birisi iken, içinden geçtiğimiz yüksek tansiyonlu süreçte iyi bir dinleyici olmanın ve akıl süzgecinden geçirip kendine uyarlamanın ne kadar kıymetli olduğunu daha çok anladım.
“Bildiğin gördüğün kadar” sözü bazılarının hoşuna gitmeyebilir, kullanım şekline göre anlam değişikliği de içerebilir ama benim bakış açımda net bir şekilde “TECRÜBE” dir. Her şeyi yaşayarak öğrenmek zorunda değiliz! Kaç mevsim geçirmiş, yağmuru, karı, tipiyi ardından gelen baharı yaşamış bu işin üstatlarına biraz kulak verelim.
Teknik analiz, temel analiz belli bir zeka seviyesinde olan, analitik düşünebilen, zaman ve emek harcayan birçok kişi tarafından öğrenilebilir. Teorik ve pratiğin her zaman örtüşmediği, işin renginin değiştiği saha tecrübesi omuzlardaki gizli apoletlerdir.
Hepimiz aynı gemideyiz! Piyasalar aslında gerçekçi yapılar olsa da insan faktörünün içinde olduğu her oluşum gibi ERDEM ve ERDEMSİZLİĞİ içerir. Endeks zirve yaparken yan tahtalarda kalanlar, günden güne kan kaybeden bireysel yatırımcı, bir gün buraya da gelecekler diye beklerken karar mekanizmalarına neler ve kimler etki ediyor bir kez daha düşünme vaktidir.
Titanik filmini hatırlar mısınız? “Buz dağı belirinceye kadar her şey yolunda gidiyordu,” dedi gemi kaptanı. Gerçek hayatta da yaşadıklarımız aynen böyle… Buz dağı belirdi ve… Kaza yerine gelen gemiye herkesin binip kurtulma şansı olmadı. Buzdağından bahseden, muhtemel senaryoları, yoldaki engelleri üstüne basa basa defalarca anlatan, buradaki kurtuluşun yine güçlü kuvvetli gemilerle olacağını söyleyen çok fazla kişi yoktu.
“Var bir hayalimiz” diyen çok kıymetli Ahmet Mergen Hocamın engin tecrübeleri can simidim oldu benim.
Peki ya sizin?